Enflasyon daha çok başımızı ağrıtacak gibi!..




Mustafa Özer

Enflasyon 2021 yılının ilk ayındaki ‘performansıyla’ da bizi şaşırtmadı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun pandemi nedeniyle değiştirdiği yeni sepete göre derlediği veriler, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)’nin Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,68, 2020 yılının Ocak ayına göre yüzde 14,97 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 12,53 arttığını göstermektedir. Ocak ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinin yanında, 2019 yılının Ağustos ayında görülen yüzde 15,01’lik enflasyondan sonra son 17 ay içinde gerçekleşen en yüksek yıllık enflasyondur. Ayrıca yüzde 1,68’lik aylık artış, 2005 yılından beri Ocak ayı ortalaması olan yüzde 1,17 ve son 11 yılın Ocak ayı ortalama enflasyonu olan yüzde 1,39’un çok üstündedir. Yine açıklanan verilere göre endeks kapsamında yer alan 415 maddeden 293’ünün ortalama fiyatında artış oldu. Buna karşılık 92 maddenin ortalama fiyatı düşerken, 30 maddenin ortalama fiyatında bir değişim olmadı. Fiyat artışları sadece TÜFE ile sınırlı kalmadı. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), aylık yüzde 2,66, yıllık yüzde 26,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,64 arttı. Böylece Yİ-ÜFE ile TÜFE arasındaki fark yüzde 11’in üzerine çıkmış oldu.

DEĞİŞEN SEPETE GÖRE DE ENFLASYON ARTIŞ EĞİLİMİNDE!

TÜİK her yıl Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte enflasyon hesaplamasında kullanılan madde ağırlıklarında yapılan değişiklikleri de açıkladı. Bu madde ağırlıklarında değişime giderken ana yaklaşım bir önceki yılın harcama eğilimlerini dikkate almaktır. Bu sene yapılan değişimde de bu kurala uyuldu ve enflasyon sepeti güncellemesinde pandemi ile değişen tüketim kalıpları dikkate alındı. Bunun için Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin yayımladığı kılavuza uygunluk vurgusu yapıldı. Pandemi nedeniyle değişen tüketim kalıplarının bir göstergesi olarak cerrahi maske sepete dâhil edildi. Cerrahi maske yanında sepete dahil edilen yeni maddeler turşu ve kadın için sweatshirt oldu. Pandemi nedeniyle evde kalma ve evden çalışmanın artması enflasyon sepetine kadın sweatshirt’ünü eklettirdi. Enflasyon sepetine yeni giren maddeler yanında bazıları da sepetten çıkarıldı. Sepetten çıkarılan maddeler tere, erik, normal buzdolabı (derin donduruculu), karışım kumaşlar ve şofben oldu.

Pandeminin etkisiyle sepete eklenen ve sepetten çıkarılan maddeler yanında, sepette korunan ancak tanımı değişen maddeler de oldu. Bu maddelerin başında kuru maya maddesi gelmektedir. Bilindiği gibi pandemiyle birlikte evde ekmek yapımında da artış olmuştur. Bu nedenle TÜİK, daha önce “Kabartma Maddeleri” maddesi kapsamında yer verdiği ve belirli bir gramaja sahip bir paketin fiyatını izlediği “Kuru Maya”yı, gramaj farklılıklarından ötürü, ölçü birimi değiştirilmiş olarak ve kilogram bazında izlemeye başladı. Kuru maya yanında, madde çeşit sayısı ve madde ağırlıkları değiştirilen ürünler ise “Beyaz Peynir”, “Sigaralar”, “Diğer Sağlık Ürünleri”, “Otomobil (Dizel)”, “Otomobil (Benzinli)” ve “Resmi Evraklarla İlgili Hizmet Ücreti”dir. İzleyen tablo değişen enflasyon sepetine bağlı olarak son iki yılın madde ağırlıklarını göstermektedir.

Kaynak:TÜİK

Tablodan da görüldüğü gibi, enflasyon hesabında gıda ve alkolsüz içecekler, kira, ev eşyası, sağlık ve haberleşmenin ağırlığı artırılmıştır. Ulaştırma başta olmak üzere, alkollü içecekler ve tütün ile Ulaştırma, Lokanta ve Oteller, Giyim ve Ayakkabı, Çeşitli Mal ve Hizmetler, Eğlence ve Kültür ile eğitimin ağırlığı düşürülmüştür. Burada özellikle gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığındaki artışın yeterli olup olmadığının ve ulaştırmanın ağırlığının neredeyse aynı kalmasının üzerinde durmak gerekir. Pandemi sırasında önemli ölçüde artan gıda harcamalarına rağmen, gıdanın ağırlığının yüzde 22,77’den yüzde 25,94’e artırılması pek yeterli olarak görülmemektedir. Buna karşılık, pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar ve evden çalışma nedenleriyle azalan ulaştırma harcamalarına rağmen, ulaştırmanın etkisinin neredeyse aynı bırakılması; daha düşük enflasyon elde etmek için yapılmış bir uygulama mı sorusunu akla getiriyor.

Madde ağırlıklarındaki bu değişimler yanında, madde sayısı, madde çeşidi sayısı, işyeri sayısı ve fiyat sayısında da değişiklikler olmuştur. Madde çeşidi sayısı artarken, diğerleri azalmış ve kira sayısı aynı kalmıştır.

Açıklanan son verilere göre, yıllık bazda enflasyondaki artışın en düşük olduğu grup yüzde 1,35 ile alkollü içecekler ve tütün grubu oldu. Artışın düşük olduğu diğer ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 2,12 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 6,13 ile eğitim ve yüzde 6,32 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın Ocak ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 24,53 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 23,25 ile ev eşyası ve yüzde 21,43 ile ulaştırma oldu.

Öte yandan aylık en yüksek düşüş %4,37 ile giyim ve ayakkabı grubunda oldu. Ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Ocak ayında azalış gösteren diğer ana grup yüzde 0,03 ile eğitim oldu. ‘En az artış gösteren gruplar ise, yüzde 0,31 ile haberleşme, yüzde 0,67 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 1,12 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, 2021 yılı Ocak ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 4,25 ile sağlık, yüzde 3,02 ile konut ve yüzde 2,90 ile ev eşyası oldu’. İzleyen grafikte 2005 yılının Ocak ayı ile 2021 yılının Ocak ayı arasında aylık, yıllık ve 12 aylık ortalama enflasyon oranındaki değişimler yer almaktadır.

Kaynak: TÜİK

Grafik bize hem yıllık hem de aylık enflasyon oranlarının kafasını yukarı doğru kaldırdığını göstermektedir. Özellikle son 12 ay ortalama tüketici fiyatlarının tekrar artmaya başlaması, enflasyonla mücadelede işimizin ne kadar zor olduğunu göstermektedir.

DÜŞÜK VE ORTA GELİRLİ GRUPLARI ZOR GÜNLER BEKLİYOR!

Düşük ve orta gelirli grupların başlıca harcama kalemlerini gıda, ulaştırma ve konut harcamaları oluşturmaktadır. Yüzde 25,94’lük harcama grubu ağırlığı ile gıda harcamaları fiyatları aylık yüzde 2,48, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 14,62 oranında artarak, enflasyon oranının artışında ne kadar önemli rol oynadığını göstermektedir. Yüzde 15,36 ağırlığı ile konut harcamaları, aylık yüzde 3,02, yıllık yüzde 11,56 ve 12 aylık ortalamada yüzde 12,13 oranında atmıştır. Enflasyon hesabında yüzde 15,49 ağırlığı olan ulaştırma harcamaları ise aylık yüzde 1,12, yıllık yüzde 21,43 ve 12 aylık ortalamada ise yüzde 12,92 oranında artmıştır. Bütün aylık kazancını büyük oranda bu üç harcama grubuna harcayan, oysa ücret artışları sadece 2020 yılı yıllık enflasyon oranı olan yüzde 14,6 ile sınırlı olan dar ve sabit gelirli geniş halk kesimlerinin bu enflasyon oranları ile çok zor durumda kalacakları ve yoksulluk ve sefaletlerinin bu yıl daha da çok artacağı aşikardır.

ÇEKİRDEK ENFLASYON, TÜFE ARTIŞININ ALTINDA SEYREDİYOR!

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altının yer almadığı özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık yüzde 16,00, aylık yüzde 1,64 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,26 oranında arttı. Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç özel kapsamlı TÜFE göstergesi (C) yıllık yüzde 15,5, aylık yüzde 1,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,67 oranında arttı. İzleyen grafik bu iki çekirdek enflasyon ile TÜFE enflasyonun 12 aylık ortalamalarını vermektedir.

Kaynak:TÜİK

Grafikten söylenebilecek tek olumlu şey, her iki çekirdek enflasyonun artışının 12 aylık TÜFE ortalamalarının altında seyretmesidir. Bu durum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Aralık ayı ile başlattığı sıkılaştırma politikaları ve ardından başlayan TL’nin önemli yabancı paralara karşı değer kazanmasıyla ilgilidir. TCMB’nin mevcut politikalarını devam ettirmesi sonucu bu düşüş bir süre daha sürebilir. Bununla birlikte, 2021 yılı sonu enflasyon hedefinin yüzde 9,4 olduğunu anımsadığımızda, mevcut oranın ne kadar yüksek olduğunu ve yılsonu hedefinin de çok gerçekçi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

ÜRETİCİ FİYATLARI İLE TÜKETİCİ FİYATLARI ARASINDAKİ MAKAS AÇILIYOR!

Yİ-ÜFE Ocak ayında aylık yüzde 2,66 ve yıllık yüzde 26,16 arttı. Yİ-ÜFE’de on iki aylık ortalama artış ise yüzde 13,64 oldu. Sanayi sektörünün ana sektörleri itibariyle aylık ve yıllık fiyat artışları sırasıyla şöyle gerçekleşti: imalat sanayi yüzde 2,73 ve yüzde 28,42; madencilik ve taşocakçılığı yüzde 2,46 ve yüzde 19,17; elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı yüzde 0,72 ve 0,02 ve su temini yüzde 15,61 ve yüzde 25,88 arttı. Bunlara karşılık, ana sanayi gruplarının aylık ve yıllık değişimleri ise şöyle oldu: ara malında yüzde 2,25 ve yüzde 34,08; dayanıklı tüketim malında yüzde 4,34 ve yüzde 29,87; dayanıksız tüketim malında yüzde 3,28 ve yüzde 21,02; enerjide yüzde 2,99 ve yüzde 3,22 ve sermaye malında yüzde 1,48 ve yüzde 28,34 arttı. İzleyen grafikte TÜFE ile Yİ-ÜFE’nin 2006 Ocak ayı ile 2021 Ocak ayı arasında yüzde değişimleri yer almaktadır.

Kaynak:TÜİK

Grafikten de görüldüğü gibi, TÜFE ile Yİ-ÜFE arasındaki makas gittikçe açılmaktadır. Yİ-ÜFE ile ilgili önemli konulardan birisi dış şoklara ve etkenlere daha açık bir yapısının olması; diğeri ise Yİ-ÜFE'de yüksek ağırlığa sahip (yüzde 72'nin üstünde) bulunan imalat sanayinin ithalata ve dolayısıyla döviz kurlarındaki değişmeye bağlılığıdır. Bu nedenle kur değişmeleri fiyatlar üzerinde önemli rol oynuyor. Ayrıca maliyet enflasyonu daha çok Yİ-ÜFE ile ilgilidir. Nihayet, Yİ-ÜFE farkının açılması tüketicilerde, eninde sonunda tüketici fiyatlarının üretici fiyatlarını yakalayacağı biçiminde bir beklenti oluşturuyor. Bu da enflasyon beklentilerini besleyerek bu iki fiyat değişmelerinin yakınsamasına yol açıyor.

Ocak ayı enflasyon gelişmeleri, yılsonu enflasyon hedefi olan yüzde 9,4’ü yakalamanın çok da gerçekçi olmadığını göstermektedir. Bir kere gene kaş yararken göz çıkarma riskimiz var. Enflasyonu düşüreceğiz diye faizleri artırıp, ulusal paramızı aşırı değerlendirerek dış ticaret açığı, cari açık ve dış borçlanma rekorları kırabiliriz. Riskler sadece bunlarla sınırlı da değil. Tarımsal ürün fiyatları bütün dünyada artış trendine girdi. Ülkemizde ise yaşanan kuraklık ve yıllardır uygulanan yanlış tarımsal politikalar ile hem tarımsal ürün arzında sorunlar var hem de ciddi fiyat artışları söz konusu. Gıda enflasyonu daha da can yakıcı hale gelecek. Doğaldır ki sadece tarımsal ürün fiyatları sorun olmayacak. Tarımsal ürün fiyatları yanında diğer emtia fiyatları da artmaya başladı. Bu nedenle, özellikle globalleşmenin yarattığı ucuz ithalatla oluşan düşük enflasyon dönemi bitti bitmek üzere. Dünya genelinde yeniden bir enflasyon riski var. Enflasyonla mücadele amaçlı sıkılaştırma önlemleri ve arkasından gelecek faiz artışları dış kaynak bulamama riskini hızla artıracak gibi. Yani neresinden bakarsanız bakın, TCMB’nin enflasyon hedeflerini tutturması ve fiyat istikrarını sağlaması çok uzak olasılıklar. Bu nedenle bizim politika yapıcılar ile siyasilere tavsiyemiz, IMF’deki değişmeleri de ‘bahane ederek’, enflasyonu düşüreceğiz diye har vurup harman savuracaklarına; büyüme dostu, işsizlik ve yoksulluğu azaltacak, daha eşitlikçi politikaları bir an önce uygulamaya sokmalarıdır.