Tüketici güven ver(e)miyor!




Mustafa Özer

Türkiye ekonomisindeki son dönem gelişmeleri, her şey bir yana bırakılarak ‘sihirli’ bir sözcükle açıklanmaya çalışılıyor. Bu “sihirli” sözcüğü tahmin etmekte zorlanmayacaksınız: “güven” sözcüğü. Genel algıya göre, yeni Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Sayın Naci Ağbal, piyasalara öyle bir güven vermiş, öyle bir güven tesis etmiş ki, döviz yönünü aşağıya doğru çevirmiş, yabancı yatırımcılar gene Türkiye’ye akın etmeye başlamışlar, piyasa aktörleri artık geleceğe güvenle bakıyorlarmış vs. Hatta kimi piyasa katılımcıları hızlarını alamayarak, “güven” unsurunu, “Türkiye’nin tek sermayesi” olarak bile adlandırmışlardır! Biz de bu “güven kervanına” katılarak bu ve izleyen yazımızı güven konusuna ayırmayı düşündük. Bu hafta Tüketici Güven Endeksi’ndeki (TGÜ), haftaya da sektörel güven endekslerindeki gelişmeleri inceleyelim dedik. Okurlarımız anımsar, Türkiye’de her ay açıklanma sırasına göre tüketici güven endeksi, hizmet sektörü güven endeksi, perakende ticaret sektörü güven endeksi, inşaat sektörü güven endeksi, reel kesim güven endeksi ve ekonomik güven endeksi olmak üzere altı güven endeksi vardır. Bunların beşi (tüketici, hizmet, perakende ticaret, inşaat sektörü ve ekonomik güven endeksleri) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve biri (reel sektör güven endeksi) Merkez Bankası (reel sektör) tarafından derlenir. Güven endekslerine yönelik anketler her ayın ilk iki haftasında yapılır ve üçüncü hafta içinde de açıklama yapılır. Bu uzun girişten sonra okurlarımızın değerlendirmeleri daha iyi takip edebilmesi için, yazımızı birkaç soru-yanıtla sürdürelim. Ardından da TGÜ’deki gelişmeleri anlamaya çalışalım.

Soru: Tüketici Güven Endeksi nasıl hesaplanmaktadır?

Yanıt: TGÜ, TÜİK tarafından 2004 yılının Ocak ayından beri hesaplanmaktadır. TÜİK bu amaçla, aylık Tüketici Eğilim Anketi düzenlemektedir. Bu anket her ayın ilk iki haftasında gerçekleştirilmekte ve 4884 haneyi kapsamaktadır. Anket, tüketicilerin kişisel mali durumları hakkında bilgi sahibi olmak ve ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri hakkında bilgi toplamak amacı taşıyor. Ayrıca, tüketicilerin planladıkları harcamalar ile tasarruflar konusundaki tutumları belirlenmeye çalışılıyor. Anket sonuçlarından elde edilen verilerle düzenlenen Tüketici Güven Endeksi “tüketicilerin çeşitli konulardaki değerlendirme ve beklentileri sonucunda edindikleri genel izlenimi yansıtan öncü bir göstergedir. Endeks; tüketicilerin ekonomik faaliyete ilişkin güvenindeki durumu göstermektedir”.

Anket sonuçlarına dayalı olarak 0 ile 200 aralığında değer alan dört endeks oluşturulmaktadır. Bu dört endeks 2004 Ocak ile 2020 Ağustos dönemi arasında, “Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi”, “Gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi”, “Gelecek 12 aylık dönemde işsiz sayısı beklentisi” ve “Gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimali” şeklinde idi. Ancak TÜİK Eylül ayında bir revizyona giderek, 2020 Eylül sonrası dönemde endeskleri, “Geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu”, “Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi”, “Gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi” ve “Geçen 12 aylık döneme göre gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi” şeklinde düzenlemeye başladı. Revizyon ile birlikte TÜİK, son iki endeksin yerine iki yeni endeks getirmiş oldu. Bir başka deyişle, işsiz sayısı beklentisi ile tasarruf etme ihtimali yerine hanenin mevcut maddi durumu ile yeni dayanıklı tüketim malı satın alma düşüncesini endeks hesaplamasına dahil etti.

Bu dört endeksin ortalaması ile TGÜ elde edilmektedir. TGÜ, 0 ile 200 arasında bir değer alır. Endeksin 100’den büyük değer alması, tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük değer alması ise tüketici güveninde kötümser durumu, karamsarlığı gösterir. 100 iyimserlik ve kötümserlik sınırı olmaktadır.

Soru: Endekste neden revizyona gidildi?

Yanıt: TÜİK, revizyonun gerekçesi olarak, AB Komisyonu Ekonomik ve Finansal İşler Genel Müdürlüğü’nün 21 Aralık 2018’de yaptığı bir çalışmayı göstermekte ve amacın da tüketici güvenini daha iyi ölçmek olduğunu vurgulamaktadır. Buna rağmen, revizyonun zamanlaması ve çıkarılan ve eklenen endeksler göz önüne alındığında, amacın “suni” bir biçimde tüketici güvenini artırmak olduğu rahatlıkla anlaşılır. Çünkü bu revizyon sonucunda daha önceki endekse göre 60’lar düzeyinde gerçekleşen tüketici güveni, bir anda 82’ye yükselmiş oldu. Yani amaç güveni artırmak oldu.

Soru: Tüketici güveninin önemi nereden gelir?

Yanıt: Daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi Türkiye Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı (GSYİH), üretim, harcama ve gelir olmak üzere üç farklı yöntemle hesaplanmaktadır. 2020 yılı üçüncü çeyrekte gerçekleşen yüzde 6,7’lik büyüme de olduğu gibi (özel tüketim yüzde 9,2 arttı), bizim GSYİH’de de en önemli harcama bileşeni özel tüketim harcamalarıdır. Dolayısıyla, tüketim artışına dayalı iktisadi büyüme, ancak tüketici güvenindeki artışın yönlendirdiği tüketim artışları ile mümkün olur. Büyümemiz açısından son derece önemli olan tüketim harcamalarındaki değişimi gösteren en önemli öncü gösterge, tüketici güveni ve onun ölçüsü olan TGÜ’dür. Endeksteki artış tüketim harcamalarında canlanmayı, düşüş ise azalmayı işaret eder. Bu nedenle TGÜ iç talebin beklenen seyrini gösterir. Ekonominin gelecekteki performansı açısından çok kritik bir göstergedir. Nasıl olmasın ki; tüketici kendini güvende hissetikçe harcar. Yeterli parası olmasa bile, normalleşme ile birlikte gördüğümüz gibi, ertelediği ve/veya planladığı birçok harcamasını kredi çekerek yapmaya çalışır. Allah muhafaza, tüketici bir kere güvenini yitirirse, tüketmez, harcama yapmaz ve piyasada yaprak kımıldamaz o zaman. Tabii piyasada yaprak kımıldamayınca, üretim de durur. Üretimin durduğu bir ekonomide yatırımlar da olmaz. Yatırım olmayan bir ekonomide de ne iş ne de aş olur.

Soru: Eski ve yeni seriye göre tüketici güveni nasıl gelişti?

Yanıt: Bu sorunun yanıtını izleyen grafiği inceleyerek vereceğiz. İzleyen grafikte yeni ve eski TGÜ’lerin 2012 Ocak ayı ile 2020 Aralık ayı arası gelişimi yer almaktadır. TÜİK verilerine 2012 yılından itibaren erişilebildiği için veriler 2012 yılında başlamaktadır.

Kaynak: TÜİK

Grafikten rahatlıkla görüldüğü üzere, ister yeni isterse eski seri olsun, tüketici güveni iyimserlik sınırı olan 100’ün altındadır. Yapılan değişiklik sadece son yıllarda 60’lar düzeyinde seyreden endeksin ortalamasının, 80’ler düzeyine sıçramasına neden olmuştur. Yani aslında tüketici ekonomi hakkında karamsarken bir anda iyimser olamamıştır; tüketici güveni zayıf kalmaya devam ediyor! Ayrıca, her iki endeksin hem trendinde hem de yönünde değişen bir şey yok. Her iki endekste de 2018 Temmuz ayından Ekim ayına kadar keskin bir düşüş olmuş ve bu düşüş eski seride daha belirgindir. Bir başka deyişle, yeni endeks TGÜ’deki gerilemeyi yavaşlatma işlevini görmüştür! Örneğin, 2018 Ekim ayında 78,8 olan yeni endeks değeri, 2019 Ekim ayında 78,5’e düşerek yüzde 0,42 azalırken; eski endeks değeri 57,6’dan 57,0’a yüzde 1,09 azalmıştır. Eski endekse göre 54,9 değeri, endeksin hesaplanmaya başladığı 2004 Ocak ayından beri gerçekleşen en düşük düzeydir. Pandemi nedeniyle tüketim harcamalarında ciddi düşüş oldu, kısıtlamalar nedeniyle insanların evde kalması, pek çok işyerinin kapanması ve/veya tam kapasite çalışamaması, çoğu yurttaşımızın iş ve/veya gelir kaybı yaşaması tüketici güvenini aşağıya çeken temel etmenler oldu. Bunlara ek olarak karar alıcıların kararsızlık yaratan söylem ve eylemleri de bu düşüşü hızlandırmıştır. Yeni endeksin, eski endekse göre, özellikle 2018 yılından sonra, biraz daha az dalgalanma gösterdiğini ve yeni endekste Eylül ayından itibaren az da olsa tüketici güveninde bir azalmanın olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun izleyen dönemlerde tüketim harcamalarında azalma ve bu nedenle de büyüme oranında azalma şeklinde kendini gösterme olasılığı yüksektir.

Soru: Tüketici güveninin alt endeskleri nasıl gelişti?

Yanıt: Bu sorunun yanıtını da izleyen grafiği inceleyerek vereceğiz. Grafikte TGÜ’nün alt endeksleri olan geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi, 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi ve geçen 12 aylık döneme göre gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksleri de yer almaktadır.

Kaynak: TÜİK 

Grafikten temelde gördüklerimiz şunlar: TGÜ ya da onun herhangi bir alt endeksinde son iki yılda iyimserlik sınırının üzerine çıkılmamıştır. En yüksek iyimserlik, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesinde gözükmektedir. O bile Ekim ayından sonra azalmaya başlamıştır. Aralık ayında genel ekonomik durum beklentisi dışında endekslerin hepsinde azalma gözlenmektedir. Burada en dikkat çeken hanenin maddi durum endeksidir. Bir kere sürekli olarak diğer endekslerin altında seyretmekte, trend ve yön olarak diğerlerinden belli ölçüde farklılaşmaktadır. Bu durumu daha iyi analiz edebilmek için izleyen grafiği kullanıyoruz. Bu grafikte 2012 Ocak ile 2020 Aralık ayları arasında eski ve yeni TGÜ’ler ile hanenin maddi durum endeksi yer almaktadır.

Kaynak:TÜİK

Hanenin maddi durumunda 2018 Ocak ayı ile başlayan kötüleşme 2019’un Ekim ayına kadar devam etmiş. Daha sonra dokuz aylık nispi bir iyileşmenin ardından tekrar kötüleşmeye başlamıştır. Endeksin Aralık ayı değeri olan 66,1, bu dönemdeki en düşük değerdir. Yani maddi durumda 2019 Temmuz ayından sonra en kötüsünü görmüş durumda tüketiciler. Daha kötüsü, hanenin bugünkü maddi durumundan iyimserlik sınırına (100) ulaşabilmesi için hanenin maddi durumunun yüzde 50 artması gerekiyor. Böyle bir iktisadi ve siyasi ortamda bunun mümkün olamayacağı gün gibi aşikardır.

 

Tüketici güveninde gözlediğimiz bu gelişmeler, ne yazık ki gelecek dönemler için çok umut vermiyor. Tüketici güvenindeki azalmayı, tüketim ve iç talepte azalmalar ve nihayetinde büyüme oranındaki azalmalar izleyecektir. Kur ve faizdeki artışlar, MB’nin sıkılaştırma önlemleri, iç ve dış siyasi gerilimlerin artma olasılıkları; ileriki dönemlerde tüketiciye güven kaybettirecek potansiyeli olan gelişmelerdir. Tüketici güveninin azalması yeni dönemde bir ileri iki geri giden Türkiye ekonomisi için yeni bir kırılganlık nedeni olacaktır. Tüketici güveni ve her anlamda güveni tesis edecek politikalar ve kadrolara olan gereksinim her geçen gün artıyor. Çok geç olmadan güven kazandırıcı politikaların yaşama geçirilmesi, politika uygulamalarında tutarlılık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik konularının tekrar anımsanmasında yarar vardır. Ekonomide güveni sağlamak gördüğünüz gibi, endeks kapsamını, enflasyon sepetini değiştirmekle, altın ithalatını yatırım gibi gösterip yüksek büyüme oranı göstermekle ve etkililikten uzak, karmaşık ve ne olduğu anlaşılamayan politikalar demetini uyguluyormuş gibi yapmakla olmuyor. Ekonomide güven isteyenler unutmasınlar ki, güveni ancak güven veren kişi, kurum ve sistemler tesis edebilir. Tercih halkımızın!